Kebapçı İskender Kültürü

SN. YAVUZ İSKENDEROĞLU'NUN KENDİ CÜMLELERİ İLE..

Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu KÜLTÜRÜ

Bizi bugünlere taşıyan “Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu Kültürü” nü aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

a) Farklılık: Yataydan Dikeye / Tabak içi sunum (yaratıcılık).

b) Tutarlılık: Kaliteye ve lezzete verilen önem (insanlarla sürekli iletişim halinde olunması, onların memnuniyeti)

c) Devamlılık: 139 yıllık bir geçmiş (aileden gelen bir işletme kültürünün, kurum kültürü haline dönüşmesi)

d) Teknolojiye duyarlılık: Endüstri mutfağı (yeniliğe açık olma)

e) Eğitilmişlik: U.Ü.Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Et Endüstrisi Bölümü

f) Markacılık: Tanınmış marka haklarına sahip olma (bir üründen marka haline dönüşmek, kanuni açıdan gerekli patent ve marka haklarının alınmış olması).

 İskender Dedenin babası Mehmet Efendi ile başlayan ve oğlunun sadece bir lezzeti veya tanınmayı sağlamasıyla günümüze kadar gelen maceralarında, etin kalitesi ve terbiyesi ile ilgili ustalığın, işçiliğin ötesinde insan ilişkilerinin ne denli önemli olduğu en başından beri bilinmektedir. Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu, markası kadar konseptiyle de standardizasyonu sağlamıştır. Kayhan Çarşısındaki ilk dükkâna sadık kalınarak zemin ve masalarda mermer, cephelerde İskender mavisi ahşap kullanımı, Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu papatyası ve künde kari uygulaması, sunumunda da kâğıtlı çatallar, hijyenik kapaklı şıra servisi gibi tüm ayrıntılar günümüz servisinde de dükkânların konseptini oluşturmaktadır.

Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu, tüm mağazalarında Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu papatyası’nın içinde barındırdığı yedi temel ilkeyi (aidiyet, sürekli gelişim, ahlak, kalite, farklılık, inanç, güvenilirlik) hem dükkânlarına ve hem de kendi içine yerleştirirken; logosuyla da tecrübesini ve bugüne kadar gelen tarihini, farklı hizmet anlayışıyla müşterilerine sunmanın gururunu yaşamaktadır.

Bu noktada Yönetim Kurulu Başkanımız Yavuz İskenderoğlu şunları söylüyor: Bu işi yapan insanların başarılı olabilmesi işe ilgi ve sevgi göstermesine bağlıdır. Çünkü ne yapılırsa yapılsın, yapılan işe istendiği kadar ilgi ve sevgi duyulsun eğer insanlarla bütünleşme, paylaşma, birlikte olma becerisi gösterilmezse, o işte aranan, istenen noktaya varılamaz.

Neden, nasıl varıyoruz bu kanıya? O günden bugüne büyüklerimizin öğütleriyle geldik. Bize, “Yemeyenleri yedirin, katil olmak için illa silah, bıçak kullanılmaz! Ola ki bir kadının, bir çocuğun parası olmaya, kebaba nefsi düşe, siz farkında olmadan hamile kadınlar çocuğunu düşürebilir, çocuklar rahatsızlanabilir. Onun için çocuklu ve hamile kadınlardan paraları olmasa dahi bu kebabı esirgemeyin” dendi. Büyük annelerimiz, bu mekâna geldiklerinde söyledikleri tek laf, “Allah nur içinde yatırsın, yemez yedirirdi, oradan geçenlere tattırmadan bırakmazdı!” İşte bu terbiye ile İskender kültürü oluşmuştur. Aksi halde İskender bir isimdir. Kebap ismi olduğu şeklinde kolay anlaşılabilir olması nedeniyle taklit hale gelmiş, İskender kebabı denmiştir. Hayır, İskender yiyeceğin adı değildir. Yiyeceğin adı döner kebaptır. Dünün İskender Efendisinin döner kebabı, daha sonra döner ile birlikte anılmaya başlamıştır. İskender adı, döner ile bütünleşmiş, isim gibi kullanılagelmiştir. Oysa tabak içerisine konulan pide, yoğurt, et, sos ve benzeri şeylerin bir araya gelmiş olması bizim icadımız, bizim güvenilirliğimiz, bizim kalite anlayışımız ve müşteri psikolojisi ile bütünleşmemizdir, sosyalleşmemizdir. İskender kültürü bunun hepsini içerir. Eğer İskender, bir yiyecekle karıştırılıp tabak içindeki bu yiyecekten ayırt edilmezse, yaklaşık 150 senedir devam ederek gelişen bu kaliteli çalışma için bu kadar heyecan duyulmaz.

Diğer taraftan İskender Dedenin Osmanlı döneminde yaşadığı evin hayata geçirilmesi, bir nevi manevi tatmindir; diğer yandan batıya bir şeyler anlatırken kültürümüzde, kökenimizde bunların da var olduğunu, bir şekilde iyi sunmak zorunluluğunu yerine getirmiş olduk. Bu tip modeli sergilerken, batıdaki markaların oluşumunu örnekleyerek yola çıktık. İnsanlar geçmişini anlatıyor. İşte, biz bugüne oradan geldik diyor. O halde bizim de geçmişimizi anlatmamızın yolu; geçmişi yaşatmak, insanları o güne götürmek, onlara bizim nerelerden bugünlere geldiğimizi göstermekten geçmektedir. Bunun önemli bir adım olduğunu düşündük. Ben İskender ailesinin içinde yetiştim. Ailede her şeyden önce insan ilişkisi üzerinde durulmuştur. Daha “buyurun” demeyi beceremezken, kapının önünde önlük takıp bidi-bidi diyerek teşrifatçılık yaptığımı hayal meyal hatırlıyorum. Önlük takmanın bir övünç olabileceği, ondan utanmamak gerektiği, onun tarihimizde önemli bir araç olduğu öğretildi bizlere. Peştamal takma 1200’lü yıllara, yani Selçuklular dönemine kadar uzanır. Peştamal takmak meslekte yükselmek demektir Ahi Evren sisteminde. Biz bu yapı içersinde önce buyurun demeyi, insanları güler yüzle karşılamayı, uğurlamayı öğrendik. Kapıdan giren kişi sizin mekânınıza kıymet vermiştir, sizi şereflendiriyordur. O şeref size aittir. Dolayısıyla düşmanınız dahi olsa, sizin kapınızdan adımını attığı anda sizin namusunuz altındadır. Bunun anlatımı sizi kabul ettim, siz başımızın tacısınız, buyurun demektir. İkram, ondan sonraki fasıldır. Ardından iş temizliği gelir. Ne yaparsanız yapın temizlik, insanın beyninde başlar. Beyinde üretilmiş bir iş, başarılır. İstediğiniz teknolojiyi getirin, içiniz pisse, temizliğin nasıl olduğuna inanmazsanız, inanmamışsanız, inandırılmamışsanız onu teknoloji asla temizleyemez. İskender kültüründe temizlik birinci plandadır. Hiçbir şey için dayak yemezsiniz, bunun için yersiniz. Bizim ailede işi savsaklamak denen hadiseye asla izin verilmemiştir. İkinci olarak çevik olmak gereği öğretilmiştir. Aç olsak dahi, insanları bekletmek haddimiz değildir. Bugünkü şartlarda bunu uygulamakla kendi ailemden birtakım tenkitlere maruz kaldığımı da itiraf etmeliyim. İnsanları benimsemek, buraya gelen insanlardan sorumlu olmak, o insanlar mekânımızdan ayrılırken onların teşekkürüne mazhar olmak, onların öbür öğününe kadar sorumluluğunu hissetmektir.

 Sözlerimi babamın bize anlattığı Atatürk’le ilgili bir anıyla bitirmek istiyorum. Atatürk, Bursa’ya gelir. Vilayete İskender Efendi Kebabı siparişi verilir. Ancak bu konu çok önemlidir “Hassas bir biçimde kebabı alacaksın, elinle götüreceksin ve takdim edeceksin. Asla ve asla kimseye vermeyeceksin” denir. Dolayısıyla babam alır kebabını, vilayete gider. Korumalar hemen karşılayıp kebabı elinden almak isterler. Tabii babam vermez. “Nasıl vermezsin, sen kimsin?” derler. Babam, “Ben İskender Efendi’nin oğlu Süleyman’ım.” diye karşılık verir. Fakat korumalar, “Biz seni Atatürk’ün yanına sokmayız.” der başka bir şey demezler. Babam da “Sokmazsanız ben de bu kebabı vermem!” diye tutturur. Sonra babam biraz asabi davranır. Konu, Atatürk’e intikal ettirilir. Atatürk de “Bırakın gelsin.” der. Babam, Atatürk’ün huzuruna çıkar. Atatürk, “Oğlum, teşekkür ederim. Söyle ustana, özellikle teşekkür ettiğimi, gözlerinden öptüğümü söyle.” der. Babam da “Babam bana tembih etti. Ola ki bir düşman kebabın içine bir şey kata. Onun için misafirin güvenliği bizim yaptığımız kebaptan geçer. Bu nedenle kebabı kimseye verme dedi. Sizi görmeyi de aslında çok arzu ediyordum. Esas kebabı vermek istemememin sebebi, babamın tembihi ve birilerinin size kasıtlı bir davranış içinde olabilmelerini önlemekti.” karşılığını verir. Atatürk de, “Görüyor musunuz, Türk ailesi, işte Türk insanı budur. Ben bunun için varım.” diyerek memnuniyetini belli eder.

Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu sadece bir restoranın ya da bir mekânın adı değildir.

Kebapçı İSKENDERâ-Yavuz İskenderoğlu; ulusalda Bursa için yerel, uluslararası boyutta ise Türkiye’nin bir kültürüdür.

 

Haberler

 
 
 
 

Kebapçı İSKENDERâTV

İskender Kültürünü sizlerle paylaşmak istedik
 
 
 
 

Catering

Özel günlerinizde Kebapçı İskender ayrıcalıkları ile sizlerleyiz
 
 
 
 
 
 

Öneri & İstek

Daha iyi hizmet için siz müşterilerimizin düşünceleri bizler için değerlidir.
 
 
 
                                                                                   Kebapçı İskender © Yavuz İSKENDEROĞLU 1867-2008                                 developed OdakSistem